Beled Suresi
سُوْرَةُ الْبَلَدِ Mekke döneminde inmiştir • 20 ayet
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ لَا أُقْسِمُ بِهَٰذَا الْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled
Andolsun bu beldeye
وَأَنْتَ حِلٌّ بِهَٰذَا الْبَلَدِ
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled
Ki sen bu beldede oturmaktasın
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
vevâlidiv vemâ veled
Ve and olsun baba ve çocuğuna
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed
Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık
أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad
İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ
Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor
أَيَحْسَبُ أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad
Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor
أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ
elem nec`al lehû `ayneyn
Biz ona iki göz vermedik mi
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
velisânev veşefeteyn
Bir dil ve iki dudak
وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
vehedeynâhü-nnecdeyn
Ona iki yolu gösterdik
فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh
Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
vemâ edrâke me-l`aḳabeh
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir
فَكُّ رَقَبَةٍ
fekkü raḳabeh
Köle azat etmek
أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh
Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
yetîmen ẕâ maḳrabeh
Yakınlığı olan bir yetime
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
ev miskînen ẕâ metrabeh
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula
ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır
أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh
İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh
Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ
aleyhim nârum mü'ṣadeh
Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır
Meal: Elmalılı Hamdi Yazır • Türkçe okunuş (çeviriyazı): Muhammet Abay • Arapça metin ve kaynaklar: Tanzil